ilknur's profile¸¸.•*´¯`v´¯`*•.¸¸ EN SEV...PhotosBlogListsMore Tools Help

¸¸.•*´¯`v´¯`*•.¸¸ EN SEVGİLİYE ¸¸.•*´¯`v

вιz ηє ѕєν∂αℓαя göммüşüz göηüℓ кαвяιѕтαηιмιzα...

My Custom Part

 
 
Photo 1 of 9
April 19

LALELER

 
August 15

yürüyeceksin ama yılmadan

 

Alıntı

DEBU (LA İLAHE İLLALLAH )
  
    
February 17

DEBU (LA İLAHE İLLALLAH )

  
 
  
November 17

filistine destek

July 28

BİR BAKMIŞIM GECE OLMUŞSUN ! BİR BAKMIŞIM GÜNDÜZ !

 

bir başıma bu kentin sokaklarında yürüyorum. üşüyorum. ne kadar uzaksan bana o kadar soğuyor hava. sen yoksan , mevsim normallerinin altında. bu yüzden meteoroloji raporları umrumda bile değil. kar mı yağıyor, yoksa yağmur mu, bana ne? ben senin hasretinle sırılsıklamım zaten, daha ne kadar ıslanabilirim ki?
burada mısın, değil misin belli değil. bazen gidişlerin kahramını oluyosun, bazen de yalnız karanlıklardasın. bitmek bilmez bir şarkısın;ama , ben mi notaları yanlış basıyorum da sen bu şarkıyı söylemiyorsun? neden susuyorsun?
aşkın sessizliği ne kadar korkunç olur bilir misin? bir tek kelimeye hasret geçen gecelerin hesabını soracağın kimsede yoktur üstelik. kendi kendiyle konuşana deli derler ya, beni çoktan akıl hastanesine kapatmaları gerekirdi. hemde iflah olmaz hastalar bölümüne..
yokluğuna alışmaktan korkuyorum, ne kadar kötü..yokluğunu yürüyorum sokaklarda.yokluğunu içiyorum kadeh kadeh. hiç gelmeme ihtimalin bir idam mahkumuna dönüştürüyor beni. hiçbi şey yapmadan beklerler ya hücrelerinde,ölümün soğuk hissederek. anlamlı olan bir şey yoktur onlar için.belki de bir an önce ölmektir akıllarından geçen,bu bekleme işkencesi bitsin diye..bu yokluk hissi öldürecek beni...
gelebilme ihtimalinse yüreğimdeki kuşları havandırıyor, kanat seslerini duy.gelmek iste yeter ki,yorulmayasın diye kuşlarım taşır seni bana.bir görsem yüzünü,ah bir dokunsam sana.. göreceksin, sevdanın çiçek çiçek açtığını, umudun bir yangın gibi alev alev ikimizi birden sardığını.anladım ki mümkün değil seni sensiz yaşamak. ben o gönlü genişlerden değilim. madem içimdesin,yüreğimde taşıyorum seni, o zaman yanımda da olmalısın.sensiz yaşanmayacak ötesi yok...
şimdi yanlız geceleri seviyorum.seni yıldızlarda buluyorum. daha bir dayanılır oluyor sensizlik sancısı.mümkünü yok çıkmayacaksın aklımdan, bu yüzden gece, el ayak çekilmişken, hiçbir ses yokken seni düşünmek "yokluğunu değil ama" daha iyi.bütünüyle sen oluyorsun o zaman her yerde.ne kadar çok yakışıyorsunuz birbirinize,sen ve gece..zaman geçer her şey unutulur,bir örtüyle kaplanır acılar,ama.. bir tek seni unutamam
..... 

 

.

 

 
 

 

 

April 17

VURGUN BİR SEVDA

.*.*.*.*.*.*.*.*.*
 


 

Sürgünüm ben bu sevdaya....Birinci sınıf bir sevdada üçüncü sınıf bir aşığım.Arabesk bir acı,alaturka bir hasret,uçuk hayallerim var aşka dair.İflah olmaz bu yüreğim.Söyledim ya sürgünüm ben bu sevdaya...
Çoktandır nadasa bıraktığım gönlüme ekilmiş sarmaşık tohumlarının büyüyüp yeşermesi,önüne gele her şeyin şeklini alarak üstünü sarması gibi tüm ruhumu saran bir sevda bu.Bana yaşamadıklarımı yaşatan,bilmediklerimi öğreten,acıtan,kanatan,yaralayan bir sevda.
Ben alışkın değilim birinci sınıf aşklara.Alafranga sözler bilmez dilim,yeri değil deyip saklamaz aşkı sandıklara yüreğim.Acıyı görünce sıvışmaz sevdanın tam orta yerinden.Aksine göğüsler hançer gibi hasreti,karşılar ve ağırlar ayrılığı.
Dedim ya üçüncü sınıf bir aşığım ben.Arabesk yaşarım aşkımı.Gurur deyip tutmam göz yaşlarımı.Yenilip gururuma GİT demem kalmasını istediğim sevgiliye.Yeri gelir kırılırım,kırılmasın sevdalım diye.Yakışmaz yüreğime üç günlük bir aşk.    (ALINTI)

 

 

March 27

ALEMLERİN SEVGİLİSİNE

.*.*.*.*.*.*.*.*.*
 


 

PEYGAMBER EFENDİMİZ'İN VEDA HUTBESİ

(9 Zilhicce l0 H./8 Mart 632 M . Cuma)

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı devesi üzerinde, Arafat Vâdisi'nin ortasında 124 bin Müslümanın şahsında bütün insanlığa şöyle hitab etti:

 

"Hamd Allah'a mahsustur. O'na hamdeder, O'ndan yardım isteriz. Allah kime hidâyet ederse, artık onu kimse saptıramaz. Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki; Allah'dan başka ilâh yoktur. Tektir, eşi ortağı, dengi ve benzeri yoktur. Yine şehâdet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve Rasûlüdür.”

 

"Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha buluşamayacağım.  İnsanlar! Bugünleriniz nasıl  mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.

Ashabım!  Muhakkak Rabbinize kavuşacaksınız. O'da sizi yaptıklarınızdan  dolayı sorguya çekecektir. Sakin benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar,bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur.

Ashabım! Kimin yanında bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her çeşidi kaldırılmıştır. Allah böyle hükmetmiştir. İlk kaldırdığım faiz de Abdulmutallib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir. Lakin  anaparanız size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız.

Ashabım! Dikkat ediniz, cahiliyeden kalma bütün adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu Iyas bin Rabia'nın kan davasıdır.

Ey insanlar! Muhakkak ki, şeytan şu toprağınızda kendisine tapınmaktan tamamen ümidini kesmiştir. Fakat siz bunun dışında ufak tefek işlerinizde ona uyarsanız, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız.

Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah'ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah'ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınızı; yatağınızı hiç kimseye çiğnetmemeleri, hoşlanmadığınız kimseleri izniniz olmadıkça evlerinize almamalarıdır. Eğer gelmesine müsaade etmediğiniz bir kimseyi evinize alırlarsa, Allah, size onları yataklarında yalnız bırakmanıza ve daha olmazsa hafifçe dövüp sakındırmanıza izin vermiştir. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

Ey mü'minler! Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç   şaşırmazsınız. O emanetler, Allah'ın kitabı Kur-ân-i Kerim ve Peygamberin sünnetidir.

Mü'minler!  Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslüman'ın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar  kardeştirler. Bir Müslüman'a kardeşinin kanı da, malı da helal olmaz. Fakat malını gönül hoşluğu ile vermişse o başkadır.

Ey insanlar!  Cenab-ı Hak her hak sahibine hakkını vermiştir. Her insanın mirastan hissesini ayırmıştır. Mirasçıya vasiyet etmeye lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden kimse için mahrumiyet vardır.

Ey insanlar!  Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız, Adem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadır. Allah yanında  en kıymetli olanınız O'ndan en çok korkanınızdır. Azası kesik siyahî bir köle başınıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah'ın kitabi ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz.  Kimse kendi suçundan başkası ile suçlanamaz. Baba, oğlunun suçu üzerine, oğlu da babasının suçu üzerine  suçlanamaz.

Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayacaksınız:

-  Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacaksınız.

-  Allah'ın haram ve dokunulmaz kıldığı canı, haksız yere öldürmeyeceksiniz.

-  Zina etmeyeceksiniz.

-  Hırsızlık yapmayacaksınız.

İnsanlar! Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz? "

Sahabe-i Kiram birden söyle dediler:

"Allah'ın elçiliğini ifa ettiniz, vazifenizi hakkıyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatte bulundunuz, diye şahadet ederiz!"

Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) şahadet parmağını kaldırdı, sonra da cemaatin üzerine çevirip indirdi ve söyle buyurdu:

"Şahit ol yâ Rab! Şahit ol yâ Rab! Şahit ol yâ Rab! "

 

 
                                                           

 
March 06

BAKALIM NE ZAMANDAN BERİ BURDASINN :)

 

 

February 05

TÜRKİYEM

 

 
 
       

February 02

HİCRET

 

HİCRET
 

Elimin içine soğuğunu akıtan kurşundan bir kalem var...Ağlıyor...ve defterin içine akıtıyor gözlerindeki nemi. Keşke diyor, böyle nem akıttığım gibi, Peygambere atılan taşlara siper etseydim kendimi. Elimde ağlayan bir kalem, keşke diyor bir müşrikten dökülen kötü sözlere, dökseydim içimi... Elimde ağlayan bir kalem keşke diyor, Hz.Muhammed’in(s.a.v) Mekke’ye vedasından önce, Hz.Ali’ye bıraktığı emanetler içerisinde, bir garip gözyaşı akıtsaydım... Yazsaydım...Ya Muhammed (s.a.v), bırakma Mekke’yi...Ya Muhammed (s.a.v) gülüşünden mahrum bırakma merhamet iklimini... Mekke’de hurma ağaçlarının gözlerinden aktı şefkatinin şerbetine bulanmış gözyaşları...Bir yağmur yağacaktı belki, çocuklar kumdan arabalarının arkasında, senin ayak izlerini taşıyacaklardı. Mekkenin yetimleri asıl sen gidince yetim kaldı. Bir çocuğa sorsan belki ağlamaktan konuşamayacaktı, sen onların başını okşadığında rüzgar duana tutunup güneşe sarınacaktı. Mekke sokakaları sordular sanki, Ya Muhammed (s.a.v) Cennetin sokağına varacak olan ayaklarını, bir daha bağrımıza basamayacakmıyız. Ya Muhammed(s.a.v), Ebubekir’le beraber gelirken sen, üzerimizde duran şükür secdesine kapanmış taşların gözyaşlarına karışamayacakmıyız bi daha. Yetimliğine ağlayan şu gözyaşlarıda, şimdi gözyaşı döküyor…soruyorlar; Mehammed nereye gidiyor... O gece Hz.Ali ve Hz.Ebubekir biliyor gerçeği. Müşrikler kumların üzerinde Muhammed’in kanını akıtmayı düşünürken, Hz.Ali vardı Muhammed’in yanında. Cebrail dedi: Ya Muhammed(s.a.v) bu gece yatağında uyuma. Hz.Ali girdi Muhammed’in cennet döşeli yatağına, Mekke’nin gecesi ağlıyor ve ağlayarak daha çok karanlığa gizleniyor, bütün müşriklerin gözlerine iniyor gece, iniyor ki göremesin müşrikler Allah’ın Rasülünü. Hz.Muhammed(s.av) ve Hz.Ebubekir sığındılar Sevr mağarasının kalbine. Sevr heyecanlı...bir Peygamber var içinde. Servin kalbi çarpmakta ve Peygamberi saklayacak kuşların kanat sesleri içinde yankılanmakta . Güvercinler kanatlarını Peygamberin merhameti gibi içine aldılar. Ve yuva kurdular bir dua gamzesi gibi kondular Sevr mağarasının yanağına, örümcekler ağlarını nurdan bir iplikle ördüler Sevr mağarasının yüzüne. Sevr mağarası sevinçten ağlar gibi sanki, çünki içinde bir Peygamberi saklamakta, ve Ebubekir’in saçlarına akmakta, Sevr mağarasının sevinç gözyaşları. Müşrikler Sevr mağarasının önüne geldiklerinde, müşriklerin acımasızlığına nurdan bir ağ ördü örümcekler. Ve bilselerdi Muhammed’i bir daha göremeyecekler, yollarını değiştirip acımasızlığın kılıcını Sevr mağarasına çekmekten vazgeçecekler... Müşrikler gitti servin önünden, kuşlar alınlarını yeni kaldırdı şükür secdesinden. Hz.Muhammed Ebubekir’le çıktı servin kalbinden. Örümcekler dediler..Ağımızı bir daha mübarek ellerin delsin. Kuşlar dediler,ya Muhammed, senin kalbin gibi çırpalım kanatlarımızı ve Medine’ye gitki dinsin seni bekleyenlerin kalbindeki sızı. Kumlar Peygamberin ayakları altında ezilmek için, birbirlerini ezdiler.Hz. Muhammed geliyordu, bunu tane tane sezdiler, Medineliler Hz.Muhammed’i(s.a.v) beklediler hurma ağaçlarının gölgesinde ve duydular ki Hz.Muhammed Kuba’da ve öğrendiler ki Hz.Muhammed (s.a.v) Kuba’da bir mescid yaptırmış, alnındaki nur damlarlı dökülmüş Kubanın topraklarına ve ilk Cuma namazı , ilk tekbirler, ilk şükürler, duaların arasından yeşeren ilk şükür tohumları Kuba’nın bağrında. Kuba ağlıyor ve çağırıyor, gelin eyy inananlar Hz.Muhammed (s.a.v) burada, Ebubekir burada... tekbirler müşriklerin mühürlenmiş kulaklarında patlıyor. Allahuekber diyor Peygamberin eline dokunan Kubanın duvarları, Allahuekber... Medinenin ağaçları gözyaşları içinde, Medine’nin kumları ayakta, Hz.muhammed(s.a.v) Hz Ebubekir’in yanında.Hz.Muhammed geliyor meleklerin kucağında, Medine günlerdir bekliyor geliyor kalk Medine Hz.muhammed(s.a.v) sana geliyor...Çocuklar indiler develerin üzerinden, koştular damlara, develer süpürdüler eğilerek Peygamberin ayak bastığı Medine topraklarını, kadınların dilinden dökülen şiir sanki Peygambere dökülen nurdan bir nehir, ...Ay doğdu üzerimize veda tepelerinden.... Müslümanlar şükür secdesine kalktılar, hepsinin yüreğinden döküldü kasvet taşları ve hepsinin gözlerinden aktı şükrün yaşları, Ya Muhammed hoş geldin, Ya Muhammed nurun senden önce geldi Medine’ye. Ya Muhammed hoş geldin Ya Muhammed hoş geldin... Hüzün kaydı bir yıldızın kaydığı gibi hicret gecesinden. Bu hicret unutulmayacak...Bu hicret inananların kalbinden Allah’a doğru akan rahmet ırmaklarını hatırlatacak. Bu hicret tane tane konuşulacak. Bu hicret bize gelişin, bizim sana gidişimiz Bu hicret alınların secdeye sığınması, Bu hicret bir müşrikin kalbinde çatırdayan mührün açılışı ve kanayışı, Bu hicret bir müminin Allah’a yakarışı... Hicretin 1427.yılında seni düşünüyoruz. Kalplerimizi salavatlar içine sararak, senin şefaatine nail olacağımız günü bekliyoruz. Ya rasulallah sen Medine’nin beklediği, Mekke’nin özlediğiydin…Seni kalplerine mescid yapan Müslümanların kalbinde bekliyor ve özlüyoruz… ...Allahümme salli ala seyyidina Muhammed’in ve ala ali Muhammed...

 

SEYFULLAH KARTAL ( sarpa sardım düşlerimi )

 
 
 
 
 
 
 
 
 
February 01

AŞK'A DAİR

 

Evinin seni içine sigdiramayacak kadar dar oldugunu fark
edeceksin... Sokaga firlayacaksin...
Sokaklar da dar gelecek...
Tipki vücudunun yüregine dar geldigi gibi...
Ne denizin mavisi açacak içini, ne piril piril gökyüzü...
Kendini tasiyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da
kaybolacak kadar küçüleceksin...
Birileri sana bir seyler anlatacak durmadan...
"Önemli olan saglik."
"Yasamak güzel."
"Bos ver, hersey unutulur."
Sen hiçbirini duymayacaksin...
Göz yaslarindan etrafi göremez hale geleceksin...
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarinda ölmek
isteyecek kadar çok seveceksin...
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin...
"Ölüme çare bulundu" yada "Yarin kiyamet kopacakmis" deseler
basini kaldirip "Ne dedin?" diye sormayacaksin...
Yalniz kalmak isteyeceksin...
Hem de kalabaliklarin arasinda kaybolmak...
Ikiside yetmeyecek...
Geçmisi düsüneceksin...
Neredeyse dakika dakika...
Ama kötüleri atlayarak...
Onunla geçtigin yerlerden geçmek isteyeceksin...
Gittigin yerlere gitmek...
Bu sana hiç iyi gelmeyecek...
Ama bile bile yapacaksin...
Biri sana içindeki aciyi söküp atabilecegini söylese,
kaçacaksin... Aslinda kurtulmak istedigin halde, o aciyi yasamak için
direneceksin... Hayatinin geri kalanini onu düsünerek geçirmek
isteyeceksin....
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin...
Herkesi ona benzetip...
Kimseyi onun yerine koyamayacaksin...
Hiçbir sey oyalamayacak seni...
Ilaçlara siginacaksin...
Birkaç saat kafani bulandiran ama asla onu unutturmayan.
Sadece bir müddet buzlu camin arkasindan seyrettiren...
Bütün sarkilar sizin için yazilmis gibi gelecek...
Bogazin dügümlenecek, dinleyemeyeceksin...
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak...
Sabahi iple çekeceksin...
Bazen de "Hiç günes dogmasa" diyeceksin...
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler...
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin...
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çikana sarilmak
isteyeceksin
...
Nafile...
Düsüncesi bile tahammül edilmez gelecek...
Rüyalar göreceksin, gerçek olmasini istedigin...
Her siçrayarak uyandiginda onun adini söyledigini fark edeceksin...
Telefonun çalmasini bekleyeceksin...
Aramayacagini bile bile...
Her çaldiginda yüregin agzina gelecek...
Aglamakli konusacaksin arayanlarla...
Yüregin burkulacak...
Canin yanacak...
Bir daha sevmemeye yemin edeceksin...
Hayata dair hiçbir sey yapmak gelmeyecek içinden...
Onun sesini bir kez daha duymak için yanip tutusacaksin...
Defalarca aradigi günlerin kiymetini bilmedigin için kendinden nefret
edeceksin...
Yasadigin sehri terk etmek isteyeceksin...
Onunla hiçbir aninin olmadigi bir yerlere gidip yerlesmek...
Ama bir umut...
Onunla bir gün bir yerde karsilasma umudu...
Bu umut seni gitmekten alikoyacak...
Gel gitler içinde yasayacaksin...
Buna yasamak denirse...


Razimisin bütün bunlara...?
Hazirmisin sonunda ölüp ölüp dirilmeye...?
O halde asik olabilirsin :)


 
 

 
 
 

YİNEMİ HÜZÜN

  this table was made by semartizm68; -- http://spaces.msn.com/members/semartizm68/

Yine mi dönüyorum hüzünlü saatlere? Oysa geceye beş kala
çağırışlarını duymuştum. Belki sensindir diye bir umut kapladı içimi.
Nafile, sana uzanan bütün yollar kapalı...öğrendim, evet geç de olsa
öğrendim bunu. Çok geç olsa da...

Uzaklardan bir ses olmak istedi bir dostum, uzaklardan bir el...
Üşüme diye. Olamadı, olamazdı, yokluğun her şeyden daha soğuktu.
Yokluğun soğuk, yokluğun buz gibi...

Hani; öyle üşürsün ki, artık hiç bir şey hissetmez uzuvların,
uyuşur kalır da manâsız bir donukluğun çizgileri oluşur, ardından
bir kabuk içindeki parçalanmayı döker, ezip de geçer tüm bedenini,
acısı en derinden gelir de yakar her yerini...

İşte ben de öyle üşüdüm gece yarısını beş geçe...
Manâsız buluyorum sanki artık her şeyi.

Sevgi deseler sadece bir iç çekebilirim,
sonra gülüp geçerim gibi geliyor.

Aşkı sorsalar, aynı dili mi konuşuyoruz diye
anlamsızca bakabilirim gözlerine...

Anlatın derim durmayın, bırakın tüm şiirleri, şarkıları, masalları...

Dokunabilir miyim aşka, dokunabilir miyim ellerimle diye sorarım,
geçer mi üşümesi yüreğimin, geçer mi üşümesi içimin...

Aşk dediğiniz şey gelince ansızın, anlar mı beni aşkla gelen,
beni ben oldugum için mi, kendi var ettigi için mi ister...
Varolanlara, benden kalanlara hoş geldin mi der,
yoksa bir iki zaman sonra herkes gibi o da mı çekip gider...

Bakışlarım dondu sanki, yüreğim donunca. Nasıl da manasız
bakıyorum etrafa. Görmesin istiyorum hiç kimse gözlerimi,
görmesin hiç kimse hüzün tanelerimi...

Susuyorum artık derin derin. Nasıl da konuşmak istiyorum oysa.
Saatlerce susmadan konuşmak istiyorum. Tüm biriktirdiklerimi
en başından başlayıp sonuna kadar anlatmak istiyorum.
Anlatmak yetmez biliyorum, anlaşılmak da istiyorum...

Bir el istiyorum başımda...
Saçlarıma dokunsun istiyorum, tüm bedenimden söküp alsın
yalnızlığımı tılsımıyla... Bir el istiyorum dokunsun saçlarıma
yumuşacık ve alsın tüm donuklukları usulca.

Bir göz istiyorum gözlerimde...
Anlamsız bakan gözlerimin içini görsün, hâlâ arkalarda kalmış
ışık huzmelerinin içine dalsın, çıkarsın tüm umutlarımı
eski sandığın içinden, açsın da ışığı ile umut olsun yollarıma,
yolum olsun yordamım olsun istiyorum...

Bir omuz istiyorum...
Başımı yaslayıp uzun uzun ağlayabileceğim. Yıllardır biriktirdiğim
hüzün tanelerini tek tek dökebileceğim bir omuz istiyorum.
Ona yaslanınca her şeyi unutmak istiyorum, sıcacık olmak...
İçimi huzur kaplasın istiyorum, hiç konuşmadan saatlerce
orada kalmak, hiç konuşmadan anlaşılabilmek istiyorum...

Biliyorum, ne de çok sey istiyorum...
Bunların sadece puslu bir hayal olduğunu da biliyorum.

Seni bende var edişimi, aslında sadece bende olduğunu,
aslında sadece bir hayal olduğunu çok iyi biliyorum.

Ama yine de seni çok özlüyorum, yinede çok üşüyorum, ve seni istiyorum.ben hüzünlerime geri dönüyorum


maskeli kız:))

January 19

MEVLANA

 

 

Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel,
Bizim dergahımız, umitsizlik dergahı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...

 

Ben yaşadıkça Kur'an'ın bendesiyim
Ben Hz.Muhammed'in ayağının tozuyum
Biri benden bundan başkasını naklederse


Ondan da bizarım, o sözden de bizarım, şikayetçiyim...

Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız
Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir...
Güneş olmak ve altın ışıklar halinde
Ummanlara ve çöllere saçılmak isterdim
Gece esen ve suçsuzların ahına karışan
Yüz rüzgarı olmak isterdim....

Aklın varsa bir başka akılla dost ol da, işlerini danışarak yap...

Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz
Şu tertemiz tarlaya başka bir tohum ekmeyiz biz...

 Hayatı sen aldıktan sonra ölmek, şeker gibi tatlı şeydir
Seninle olduktan sonra ölüm, tatlı candan daha tatlıdır...

Biz güzeliz, sen de güzelleş, beze kendini
Bizim huyumuzla huylan, bize alış başkalarına değil...

Bir katre olma, kendini deniz haline getir
Madem ki denizi özlüyorsun, katreliği yok et gitsin

Beri gel, beri !

Daha da beri ! Niceye şu yol vuruculuk ?
Madem ki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik...

Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol...

 

DOSTLUĞA DAİR

 
                                                     ADINA DOST DERLER

Hani vardır ya her yerde, hissetmek istersin onun varlığını...

Hani hep yanıbaşınızdaymış sanırsınız, ismini söylersiniz dalgınlıkla, her an berabersinizdir...

Yanında olduğunu unutuverirsin bir andan sonra, sonra üzüldüğünde o sımsıcacık kollarını açar sana, sarılır ağlarsın omzunda doya doya...

Senin sorununu kendi sorunu gibi benimser, bir kolun bir bacağın olur adeta...

Ayrılmak istesen de koparıp atamazsın...

Bir türlü sevindiğinde ise senden fazla mutluluk duyar...

O senin için farklıdır bütün insanlardan, tabii sen de onun için...

Aranızdaki sevginin bitmesine izin vermezsiniz, kimse bozamaz aranızı, kimse araya girmeye dahi cesaret edemez...

Ne zaman yardıma ne zaman insana ne zaman dosta ihtiyacınız olsa hep yanınızda bulursunuz, kendini adeta sizin için ayarlamıştır...

Beraber gülüp beraber ağlarsınız, daima olumlu özellikler verirsiniz birbirinize...

O sana gülmeyi öğretir sen ona kahkaha atmayı...

O sana emeklemeyi öğretir, sen ona yürümeyi...

O sana okumayı öğretir, sen ona yazmayı ve bu böyle sürüp gider...

İşte bunun adına DOST derler...

Hayatta hiçbir şeyiniz olmasın ama hep bir dostunuz olsun...

 

       

         

           

 

 


                                                                     
January 17

BESMELE

 
 
 

                 
                                 BİR ÖMRÜN İLK BESMELESİ
January 16

SEVMEK YÜREK İSTER

 

Biliyorsun gayem sana zarar vermek,seni incitmek,kırıp dökmek değildi.Yıllar yılı acı çekmiştin istemediğin bir ortamdaydın ve sana ters düştüğü halde yanlış şeyler yapmıştın.Acına,yaşam mücadelene ortak olup yüreğimi yüreğine,ömrümü ömrüne katıp seni mutlu edicektim.
Ben senden sadece sana verdiğim sevgiyi kabul edip bu sevgiyi yaşamanı istemiştim.Yüreğim tahtıda tacıda sana vermişti.Yalnızca seni istiyordu.Yüreğimde kalıp saltanat sürmek varken beni sıradan bir şeymişim gibi elinin tersiyle ittin.Çok sevilmek bu kadar kötümüydü.Gerçekten böyle ağırmıydıki.
Sevgiye hasretim dediğini düşünüyorum da kocaman bir iğrenç oyun oynamışsın.Hayatıma bilmediğim yeni anlamlar getirmişsin.Gözüm kapalı hayatımı ortaya koyduğum bir kumar oynamıştım.Ya seni kazanacaktım yada kendimden vazgeçecektim.Hem seni kaybettim,hem de kendimden vazgeçtim.Varmıydı böyle kimsesiz darmadağın olmak,biçare kalmak varmıydı?Keşke beni böyle ödüllendireceğine,hiç ödül vermeseydin.Onca yüreği senin yüreğine feda ettiğim halde yüreğim kocaman sevdamı alabilecek kadar büyümedi.
Bende sana büyük bir sevgiyi vermekte diretiyordum.Bu kadardirettiğim için beni bağışla!...Sevmek ölümüne cesaret,buzdan değil ateşten yürek ister.Adı üzerinde sevdaydı bendeki,zordu sevdayı büyütmek kolay değildi elbet…
Bütün güzellikleri bütün kainatı seni sevmesi için birine verseydin yinede bu kadar sevilemezdin.Hiç kimsenin yüreği benim ki kadar büyük ve deli olamaz.
Beni kırgınlıklarla,çelişkilerle,cevabı sende olan bir sürü soruyla ve bitmek tükenmek bilmeyen “keşkelerle”bıraktın.Bana onca acı verdin ama yüreğim düşmanın olamıyor.Her gün alabildiğine yanıyor.İstesem de istemesem de seni özlüyor,seni istiyor.Yüreğimi koparıp atmak mümkün olsaydı hiç düşünmeden koparıp atardım.
Sevdan beni divane etti,asileştirdi.Kendime sözüm geçmiyor artık.Başımı ellerimin arasına ne ilk nede son alışım.İlk acım değil ama en büyük acımsın.Bir limandayım ve senin bindiğin gemi çoktan uzaklaşıp gitti.Bunu kabullenemiyorum,zoruma gidiyor,canımı acıtıyor.Sen yüreğimde bir hasret,en büyük ve hiç kapanmayacak bir yara olarak kalacaksın.Yarım kalmışlığım ve unutulmazımsın.Yüreğim seni sarayından kovmuyor.Tahtı da tacı da sensiz bırakmıyor.

ALINTI

 

 

Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

 

 Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket Photo Sharing and Video Hosting at PhotobucketPhoto Sharing and Video Hosting at Photobucket

                                                               Aşkıma İsyan

İşte ben sensiz geçen bir güne daha merhaba diyorum.
Tadı yokki bir somun ekmeğin,suyun,
Soluduğum havanın,
Tadı bile yok ne şekerin ne tuzun.
Yokki sevenim,

Photo Sharing and Video Hosting at PhotobucketPhoto Sharing and Video Hosting at Photobucket
Ben çiçekleri bile sevemem korkarım dikenlerinden.
Ben aşık olmadım,belki oldum göründüm.
Yaşamımdaki aşkı,
İçemedim ki o duyguyu acımı tatlımı.

Photo Sharing and Video Hosting at PhotobucketPhoto Sharing and Video Hosting at Photobucket
Sabır, sabır çektikçe ufalanır parçalanır yüreğim...
Beni bugün benimle bırakın acılarımla,
Tükenip giden umutlarımla.
Uğraşmayın benimle,
Acımayın boş çuvallar gibi atın.
Atın ne fark eder ki...

Photo Sharing and Video Hosting at PhotobucketPhoto Sharing and Video Hosting at Photobucket
Vurun be vurun;
Birde siz vurun,ne yani vurulmadık yerim mi kaldı?
Korkmuyorum ölmekten,
Artık ölüm bile bana boş geliyor.
İşte ben bunlerı yaşıyorum.

Photo Sharing and Video Hosting at PhotobucketPhoto Sharing and Video Hosting at Photobucket
İşte ben denizim.
Azgın dalgalara kapılmış bir gemi,
Yokki yok gidecek hiç bir yeri.
Photo Sharing and Video Hosting at PhotobucketPhoto Sharing and Video Hosting at Photobucket
Aşkım bu mısraları içimden geldiği gibi
yazıyorum
Biraz duygusal oldu ama bu gece şairliğim tuttu.
Ve ağlıyorum AĞLIYORUM..!
Seni bilmesemde görmesemde ne fark eder ki ben senın o tertemiz yüreğini seviyorum.
yazan cahit akay

   Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket  Photo Sharing and Video Hosting at PhotobucketPhoto Sharing and Video Hosting at Photobucket


Zor gelir sıra vedalara, üzülme gözyaşını dök bitsin…
Ayrıldığımız çarşı kafe…Hergün içinden geçtiğim,geçerken gözümü yukarılara diktiğim çarşı kafe…Ağlamıştın,ağlamıştık iki dertli çocuk gibi…Hiç ağlamadığım kadar…Bilmediğim kadar…Mendilin durur hala yanıbaşımda…Hatıramı, yalan mı,tanık mı bilemedim…Ben dindiremesem de,sen olurda ara sıra içlenir ağlarsan…Bırak gözyaşını…Dök…Bitsin
silverblink.gif picture by ea_mia
silverblink.gif picture by ea_mia

Zor gelir sıra vedalara, üzülmBir ateş düşerde yüreğine, ararsan beni sevdiğim
Bil ki yoruldum, gidemedim, uzaklarda değilim...
Yarım kalmış, çaresiz sevdaların, ilk acısında, Oynanmış, kırılmış gönüllerin, son sancısında,
Gidene dökülen gözyaşının, her damlasında,
Sevmeye küsmüş yüreğinin, tam ortasında,
Yokluğunla beni başbaşa bıraktığın yerdeyim...
sevgilerimle cahit akay
http://duygusal-ethem.spaces.live.com/http://duygusal-ethem.spaces.live.com/http://duygusal-ethem.spaces.live.com/ e gözyaşını d

t
SöyLe bana sebepsiz biter mi a$k ,, affeder mi a$k .! sin…

Zor
iyi günde kötü günde insanın yanında olabilicek sevincini üzüntüsünü paylaşabilecek gerçek dostlar bulmanız dileğiyle sevgiyle kalın allah emanet olun arkadaşlarım hayırlı akşamlar sakın gülmekten vaz geçmeyin bir gülüşünüz dünyaya beder
sevgilerimle cahit akay
    
4 Apr.

GÖZYAŞLARI EŞLİGİNDE YAŞAMAK

Dünya üzerime yıkılsa ne olacak

Kalbimde aşk yaşanmayınca anlam mı kalacak

Anlamak hangi iklimin, düşen yapraklar hilkatiyle anılacak

 

Ne an ve ne de kalan zaman

Nedir kanı şahlandıran, şevki haz yaşatan

Kudreti ihsan kimliğinde kuşandıran, mana içinde coşturan

 

Kim diz çöker ve titrer

Aşk kalbi hissedişle hali demler ve işler

İdrak yaşanmazsa, ruh çırpınışlardan uzaksa uyumak haksa

 

Mütemadiyen koklamak

An’ı aşk sahifelerinde anmak ve kanmak

Hilkatin dirliğinde ve semanın gözyaşları eşliğinde yaşamak

 

Düşünmeyi ulvileştiren

Düşleri ziyadeleştiren, kalbin ritmini bilen

Hasreti, özlemi, uhdeyi, merakı, hicranı ve hüzünle hazanı

 

Semazenin hıçkırıkları

Sazendenin ummana uzanan hazin dramı

Aşkın halde işlediği nakışları anlamlaştıran, haz ile koklatan

 

Yutkunmaları sabırla anan

Kanaat içinde ziyadesiyle anlamlaşan bir can

Zamanın girdabında, umutların sağanağında sancıyı yaşayan

 

Fakirliğini aşka bağlayan

Sevda mertliğinde yüreğini dağlayan hazan

Yıldızlara uzanan, soyut mekânda senfoniyi arayan bir insan

 

Hasredilmeyi aşka bırakan

Varlığını ona adayan, beklentisiz sevdayı yaşayan

İnkişafın safhalarında hilm ile nefes alan ve hanifliği kuşanan

 

Ne en de ve ne de bir yemine

Tevessül etmeden, ne dereleri güfte yapmadan

Sadakati dışlamadan nefes alan, hak ve hakikat için coşan kan

 

 

Mustafa CİLASUN

 

HAYIRLI GECELER Bİ TANEM

HERŞEY GÖNLÜNÜZCE OLSUN

 

MÜRŞİT

4 Nov.



 
 
 
 
Ey Sevgili
Gelir misin rüyama bir kez göreyim cemalini
Engelliyor günahlarım gül yüzünü görmeyi
Arzum ahirette cennete seninle girmeyi
Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

Sensiz dünya zilletle boğuluyor
Asr-ı saadet günleri hasretle çekiliyor
Toplumun ahlakı gitgide çöküyor
Ne olur biraz gül bana Habib-i Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa


Geceler karanlık, yokluğunda her saniye
Ay doğmuş, güneş batmış ne çare bu çileme
Tutamazsam elini sırat üzerinde
Ne olur biraz gül bana Nebi-î Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa


Bir bilal olamadım ezanın için
Çıkıpta sahraya, kavrulmadı ayağım elim
Sen varken, sensiz olmak bilmem niçin
Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa


Seni anar Ya Muhammed Kubbe-i Hadra
Yoktu keder yoktu zulüm asr-ı saadet zamanında
Kapılar aralanıyor karanlıklar ortasında
Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

Sel olur göz yaşlarım, ismini duyunca
Tebessümün de ne hoştur ukbada
Şefaatini eksik eyleme mahşer anında
Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa




Alemlere rahmetsin nurun ile
Kalplere düstursun ahlakın ile
Salat-u selamlar sanadır Ya muhammed
Ne olur biraz gül bana resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa(S.A.V)











HAYIRLI GECELER BİRTANEM
TÜM MUTLULUKLAR SENİN OLSUN
RABBİM YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN

MÜRŞİT
.
..
19 Oct.



 
 
 
 
Ey Sevgili
Gelir misin rüyama bir kez göreyim cemalini
Engelliyor günahlarım gül yüzünü görmeyi
Arzum ahirette cennete seninle girmeyi
Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

Sensiz dünya zilletle boğuluyor
Asr-ı saadet günleri hasretle çekiliyor
Toplumun ahlakı gitgide çöküyor
Ne olur biraz gül bana Habib-i Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa


Geceler karanlık, yokluğunda her saniye
Ay doğmuş, güneş batmış ne çare bu çileme
Tutamazsam elini sırat üzerinde
Ne olur biraz gül bana Nebi-î Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa


Bir bilal olamadım ezanın için
Çıkıpta sahraya, kavrulmadı ayağım elim
Sen varken, sensiz olmak bilmem niçin
Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa


Seni anar Ya Muhammed Kubbe-i Hadra
Yoktu keder yoktu zulüm asr-ı saadet zamanında
Kapılar aralanıyor karanlıklar ortasında
Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

Sel olur göz yaşlarım, ismini duyunca
Tebessümün de ne hoştur ukbada
Şefaatini eksik eyleme mahşer anında
Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa




Alemlere rahmetsin nurun ile
Kalplere düstursun ahlakın ile
Salat-u selamlar sanadır Ya muhammed
Ne olur biraz gül bana resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa(S.A.V)











HAYIRLI GECELER BİRTANEM
TÜM MUTLULUKLAR SENİN OLSUN
RABBİM YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN

MÜRŞİT
.
..
19 Oct.



 
 
 
 
Ey Sevgili
Gelir misin rüyama bir kez göreyim cemalini
Engelliyor günahlarım gül yüzünü görmeyi
Arzum ahirette cennete seninle girmeyi
Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

Sensiz dünya zilletle boğuluyor
Asr-ı saadet günleri hasretle çekiliyor
Toplumun ahlakı gitgide çöküyor
Ne olur biraz gül bana Habib-i Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa


Geceler karanlık, yokluğunda her saniye
Ay doğmuş, güneş batmış ne çare bu çileme
Tutamazsam elini sırat üzerinde
Ne olur biraz gül bana Nebi-î Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa


Bir bilal olamadım ezanın için
Çıkıpta sahraya, kavrulmadı ayağım elim
Sen varken, sensiz olmak bilmem niçin
Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa


Seni anar Ya Muhammed Kubbe-i Hadra
Yoktu keder yoktu zulüm asr-ı saadet zamanında
Kapılar aralanıyor karanlıklar ortasında
Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa

Sel olur göz yaşlarım, ismini duyunca
Tebessümün de ne hoştur ukbada
Şefaatini eksik eyleme mahşer anında
Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa




Alemlere rahmetsin nurun ile
Kalplere düstursun ahlakın ile
Salat-u selamlar sanadır Ya muhammed
Ne olur biraz gül bana resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa(S.A.V)











HAYIRLI GECELER BİRTANEM
TÜM MUTLULUKLAR SENİN OLSUN
RABBİM YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN

MÜRŞİT
.
..
19 Oct.
bebeto .wrote:


onların duydukları kahkahalarım değil
aşkı tarif gerekirse sana
anlatayım
aşk ne biliyor musun


  
 
iyi geceler arkadaşım..
19 Sept.
 
 
 
İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur. Mevlana 
 sevgiyle kal 
RABBİM yar ve yardımcın olsun
MÜRŞİT
9 Sept.
 
minare.gif
(16751 Byte)minare.gif
(16751 Byte)


Önemli konular var. İslam adına doğru bildiğimiz yanlışlar, orucumuzun bozulmasına neden olacak şeyler..
Muhteşem bir rehber.. Tavsiye ederim.


CODE
İÇİNDEKİLER

Orucun Tarifi 1
Orucun Farz Kılınışı 1
Orucun Farz Oluşunun Delilleri 1
Orucu İnkâr Edenin Hükmü 2
Orucun Çeşitleri 2
Orucun Şartları 4
Ramazan Ayının Sabit Olması 5
Orucun Vakti 7
Niyet 7
Niyetin Mahiyeti 7
Oruca Niyetin Vakti 8
ORUCU BOZAN VE BOZMAYAN ŞEYLER 8
Mazmaza, istinşak ve istincada mübalağa 8
Satın alacağı şeyin tadına bakmak 8
Su ile serinlemek 9
Kişinin eşini öpmesi, okşaması vs. 9
Tabii olmayan yollardan boşalmak 9
Kasten yemek, içmek, cinsel ilişkide
bulunmak 10
Unutarak yemek, içmek, cinsel
ilişkide bulunmak 10
Hata ile yiyip içmek, kar vs. yutmak 11
Abdestten sonra ağızda kalan yaşlığı 11
Baş kısmından burna inen akıntıyı yutmak 11
Uyku halinde yiyip içmek 11
Dişlerin arasından çıkan kanı yutmak 11
Ağızdan inen salyayı yutmak 12
Kişinin kendi ıslak dudağını emmesi 12
Gözyaşı veya ter yutmak 12
Dişler arasında kalan kırıntıyı yutmak 12
Buğday tanesi, susam vb. yutmak 12
İğne vurdurmak 13
Serum bağlatmak 14
Bakmak, düşünmek veya seyretmek
yoluyla boşalmak 14
Vücuttan çıkan mezi veya vedi 14
Sürme çekmek, damla damlatmak 14
Kan vermek, hacamat yaptırmak 15
Misvak kullanmak 15
Diş fırçalamak 15
Banyo yapmak, suya (denize, havuza
vs.ye) girmek 16
Kulağa damla damlatmak 16
Kulak çöpü kullanmak 16
Burna ilaç damlatmak 16
Burna inen sümüğü yutmak 16
Balgam yutmak 17
Yemeğin tadına bakmak 17
Sakız çiğnemek 17
Hamile veya süt emziren kadın 18
Oruçlu iken ihtilam olmak, cünüp
olarak sabahlamak 18
Koku sürünmek 18
Sigara, toz, duman, buhur, sinek vs. 18
Diş çektirmek 19
Jöle, merhem, krem, ruj sürmek 19
Ağız dolusu kusmak 19
Hamur veya un yemek 20
Çiğ et yemek 21
Tenasül uzvuna damlatılan su veya yağ 21
Islak veya kuru parmağın ön veya
arka tarafa sokulması 21
Vücuda saplanan demir, tahta vs. 21
Niyet olmaksızın yiyip içmeyen 22
Oruca niyet etmeden yiyip içen 22
Karpuz kabuğu, çamur, tütün vb. 22
Esrar, sigara, afyon vs. kullanmak 22
Taş, demir, kuru kabuklu fındık,
badem vs. yutmak 23
Kâğıt parçası, toprak, kabuklu yumurta
vs. yemek 23
Başkasının tükürüğünü veya lokmasını
yutmak 23
Fecrin doğmadığını veya güneşin
battığını zannederek yiyip içmek 24
İşçi ve çalışanın orucu 24
Çocukların oruç tutmalarının hükmü 25
Sefere çıktıktan sonra orucu bozmak 25
Orucunun bozulduğunu zannederek
yiyip içen kimse 25
Burundan boğaza giden kan 27
Doğum yapmak, çocuk emzirmek 27
Burna katı merhem sürmek 28
Makata fitil koymak 28
Traş kesiğine kolonya, kan taşı sürmek 28
ORUÇLU İÇİN SÜNNET OLAN ŞEYLER 28
ORUÇ TUTMAMAYI MUBAH KILAN ÖZÜRLER 29
Yolculuk 29
Hastalık 30
Düşmanla Cihat 30
Zorlama (İkrah) Hali 30
Şiddetli Açlık ve Susuzluk 31
Gebelik, Süt Emzirmek 31
Hayız ve Nifas Hali 31
Yaşlılık 31
KEFFARET 32
Keffaretin Mahiyeti 32
Oruç Kefareti 32
Keffareti Gerektiren Şartlar 35
FİDYE 35
FİTRE SADAKASI 36
TERAVİH NAMAZI 38
İTİKÂF 40
İtikâfın Manası 40
İtikâfın Çeşitleri 40
İtikâfın Şartları 41
İtikâfı Bozan ve Bozmayan Şeyler 42
BAYRAM NAMAZI VE BAYRAM 42
Bayram Namazı 42
Ramazan Bayramı’yla İlgili Sünnet
ve Edepler 44
Kaynaklar

Kaynak : Özlenen Rehber Dergisi
Boyut : 51 KB
Rar Key :Yoktur !
Dosya uzantısı : *.doc
Download :
--------------------------------------
http://rapidshare.com/files/140215797/orucrehberi_wmismail.rar
27 Aug.
Önderwrote:

Her gece saatler melankoliye döner ve söner şehrin ışıkları. Ya sonra... Bilirmisin, saatin bilmem kaçı, güvercinler kanatlarında melodiler türetir ve parmakların uçlarında zul olur. Mistik bir andır yaşayacağın. Şehrimin emanetini sana bırakıyorum mahmur bakışlarımın altında. Sahip çık emanete ve kendine sevdaseli, duyguseli yoğunluğunda iyi bak. sevgiyle kal. Mutlu sabahlar.

23 Aug.
13 Aug.

Windows Media Player

There are no music lists on this space.